20 Mart 2013 Çarşamba

HAYDARPAŞA GARI TARİHİ

      İstanbul'a Anadolu'dan trenle gelenlerin ilk olarak karşılarına çıkan Haydarpaşa Garının yapımına 30 Mayıs 1906 yılında başlandı ve 19 Ağustos 1908 yılında tamamlandı. Garın yapının mimarlığını iki Alman; Otto Ritter ve Helmuth Cuno üstlenir. İnşaat çalışmalarını Anadolu Bağdat adı altında bir Alman şirketi gerçekleştirir. Gar binası başlangıçta 2525 m2 alana kurulmuş ve bugünkü kapalı kısımları ile birlikte 3836 m2’lik bir alana yayılmıştır. İnşaatta 2500 m3 lefke taşı, 13000 m3 beton, 1140 ton demir, 520 m3 kereste, 19000 metre sert ağaç ve 6200 m2 arduvaz çatı kaplaması kullanılmıştır. Binanın çatısı Alman mimarisinde çok kullanılan dik çatı üslubunda ve ahşap olarak yapılmış, kaplamasında da arduaz çatı örtüsü kullanılmıştır. Ön cephesinin şatafatlı ve görkemli görünüşüne karşılık, peronlara bakan bölümüne sadelik hakimdir. Gar binasının hizmete girmesinden sonra deniz kenarında bulunan artık ihtiyacı karşılayamaz hale gelen küçük iskele binası yıkıldı, yerine mimar Vedat (Tek) Bey tarafından yeni bir vapur iskele binası yapılmıştır.




   U planlı gar binası; deniz tarafından bakıldığında heybetli bir duruşu sergilerken iç tarafı ise trenlerin yanaşmasına imkan verecek şekilde tasarlanmıştır. Gar, her biri 21 metre uzunluğundaki 1100 ahşap kazık üzerine inşa edilir. Otto Ritter ve Helmuth Cuno Avrupa’da o sırada yaygın olan Barok mimarlığından ve Alman Rönesansı gibi üsluplardan etkilenilerek inşa edilmiştir. Binanın temelinde Hereke’den getirilen pembe granitler kullanılmış. Dış yüzünde ise Lefke-Osmaneli’den getirilen açık nefti renkli taşlar kullanılmıştır. Bu taşların özelliği orta sertlikte, kolay işlenebilmesi ve her türlü hava koşuluna dayanıklı olmasıydı. Binanın yapımı için İtalya’dan özel olarak taş ustaları getirilmiş, göz alıcı vitraylar ise O.Linneman tarafından özenle hazırlanmıştı. Odaların tavanları tek tek kalem işi nakışlarla süslenmiş, tavanların dört köşesine de o zamanlar demiryollarının amblemi olan kanatlı tekerlekler resmedilmişti.


    5 katlı yapının her katında bir koridor etrafında sıralanmış ve daha sonra büro olarak kullanılan odalar inşa edilmiştir. Gar binası bugüne dek üç ağır hasar alır. Bunlardan ilki 6 Eylül 1917’de gerçekleşmiştir. Anadolu’ya gönderilmek üzere depolanan cephane, bir İngiliz ajan tarafından havaya uçurulur ancak çatısı dışında aslına uygun olarak restore edilir. Daha önce şimdiki halinden çok daha yüksek olan özellikle deniz tarafındaki sivri üçgen kesitli olan çatı yüksekliği azaltılarak, kırıklı olarak yeniden inşa edilir.


   İkincisi kaza ise Haydarpaşa Limanı açıklarında meydana gelen tanker kazası sırasında gerçekleşir.15 Kasım 1979’da Haydarpaşa açıklarında Independanta adlı petrol tankeri infilak eder, o sırada Kadıköy ve çevresinde bu yangın ve patlamadan dolayı kırılmadık cam kalmaz. Bu büyük patlamanın ardından 15 gün boyunca yanan tankerdeki patlamaların etkisiyle garın renkli vitrayları paramparça olur.

    Üçüncü kaza ise yakın zamanda 28 Kasım 2010 yılında çatısının yanması ile meydana gelmiştir. Bu yangında çatı çökmüş ve 4. kat kullanılamaz hale gelmiştir.

  Gar 1 Şubat 2012 tarihinde İstanbul - Eskişehir hızlı tren çalışmaları nedeni ile tren seferlerine ara verildiği için eski özelliğini kaybetmiştir.